Bir tür sokak sanatı. Bu sanatı seviyorum, kimi zaman boş bir duvara, kimi zaman çok anlamlı bir yere yerleştirilmiş bu görselleri izlemeyi, onları fotoğraflamayı ve arşivlemeyi seviyorum. Sokak aralarında stencil avlamayı, meraklanmayı, bir gün bu maceraya bir yerinden katılma planımı seviyorum.
Bu benim internetten arşivlediğim stencillerden yaptığım bir kolaj, tümü yurtdışından. Bir de benim fotoğrafladıklarım var onlara da yakında yer vereceğim.
Nasıl özledim, kütür kütür yemeyi, ister cherry diyin ister mini, isterseniz kiraz...
Bahçede dalından koparıp taptaze, kuyu suyuyla yıkadıktan sonra çerez gibi atıştırmayı çok özledim.
Havalar güzelleşsin artık, bahar gelsin, yaz gelsin, bahçemize domates gelsin....
Çalış, çalış, çalış, köle gibi çalış, fütursuzca çalış, ölesiye çalış, yorgunluktan bit, yorulma, onu da yap bunu da yap, bunu bitirmemiz lazım, raporu vermemiz lazım, haberleri yayınlamamız lazım... Liste uzar da uzar. Arada biraz böyle renkler olmasa, iki kandırmasam kendimi çekilmez ki...
Klasik bir Gülbahçe haftasonu, güzel havalar, kalabalık aile ve mangal. Mangal başında bu defa ben ve kuzi, Zeynep kuzi. Köfteleri özenle dizmişiz, sofra kurulmuş herkes bizi bekliyor yani köfteleri, biz kuziyle çok eğleniriz mangal başında, köfteler de süper görünüyor, bakayım iyi pişmiş mi?
Önce en küçük boyuyla tanışmıştım 350 gr olanı hani, Almanya'dan gelenler getiriyordu, hatta kapaklarının üstünde verdikleri çizgi film karakterlerine bayılırdım, çok küçüktüm hatırlamıyorum Türkiye'de var mıydı yok muydu, sonrasında 680 gr olanıyla tanıştım büyük olaydı aman tanrım koccaman bir kavanoz, bir gün İstanbul'da gördüm çok daha büyüktü bu defa, gözlerime inanamıştım, hatta seyahat nedeniyle orada olduğumdan ve bir ajans görüşmesine gideceğimden alamamıştım o an, hatırladıkça hala üzülürüm. Ama bu, ama bu 5 kg olanı, zirvedir bu, bittiğim noktadır.

