Evimde daha çok vakit geçirebileceğim, kendime daha fazla zaman ayırabileceğim, daha özgür olacağım bir hayat istesem de kısa vadede bu olacak gibi görünmüyor. O nedenle bu isteğimi biraz da olsa tatmin etmek için birkaç günlüğüne izne çıkacağım. Yapmak istediğim onca şeyi bugünlere sığdıracak, bol bol keyif yapacak, kendimi dinleyecek, silkelenip kendime geleceğim. Ve yeni yıla daha dingin gireceğim.
Alışverişten böyle dönünce yaşam biçimimi sorgulamam gerekir mi diye düşünüyorum bazen.
Hafta sonu demek; koltuk ve yastıklarla girilen yakın ilişki ile kahvaltı keyfi demek.
Şimdi koskoca 5 iş gününün geçip gitmesini mi bekleyeceğiz yeniden?
Oooofff offf!!!
Baktıkça hala gülüyorum :)
Bunun da suçlusu güneş diyeyim bari kavga çıkmasın.
Patates ve yoğurt gibi görünebilir kabul ediyorum ancak onlar elmayla dondurma :)
Soyup dilimlediğiniz elmaları kek kalıbınıza sıralıyor üzerine biraz esmer şeker ve tarçın serpiyorsunuz.
Sonra "aaa bunlar vanilyalı dondurmayla süper gider" diye düşünüyorsunuz.
Elmalarınız fırında pişerken ters yüz yapıp karıştırıyor, gerekirse biraz daha şeker ve tarçın serpiyorsunuz.
Fırından çıkan tarçınlı sıcak elma dilimlerinizi vanilyalı dondurma ile servis ediyorsunuz ;)
Canınız tatlı istediğinde iştahınızı bastıracak masum bir kaçamak oluyor, bilginize...
Bu fotoğrafların sorumlusu da o bir türlü açmayan güneş işte.
Ne yapalım bu seferlik böyle olsun dedim, koydum yine de fotoğrafları, affola.
Sabahtan başlayan pankekli kahvaltı keyfi, fırında elma yanında dondurma, ardından üzümlü muffinle bütün gün yeme-içme şeklinde geçti. Gün boyu içilen sayısız çay, latte, üzerine kalkan şarap kadehlerine film arşivimizden 3 film eşlik etti. Ardından yemek siparişi ile yeme içme seansını tamamladık çok şükür.
Bu kadar keyif ve dinlenme sonrası hazır mıyız Pazartesi'ye?!
Şöyle dumanı tüten bir fincan earl grey çay olsa, nefis çikolatalı kurabiyeler...
En büyük koltuğuma kurulsam, güneş vursa camdan usulca, sol omzuma.
Dergilerimi alsam yanıbaşıma, hayaller kursam...
...
Son olarak eve bu yastıkları da ekleyince içim daha bir şenlik havasında oldu.
Oda bu haldeydi, kuracağıma dair inancım tam olsa da yorulacağımı biliyordum. Kutusundan çıkarmak başlı başına bir işti. Bu parçalar birleşecek bir koşu bandı haline gelecekti, aman tanrım! Halbuki, arıyorsun servisi ücretsiz olarak gelip kuruyor! Ne diye uğraşırsın? "Ben yapacağım!" ya...
Parmak uçlarım acıyana kadar uğraştım...
ve zafer...
130 desi ağırlığındaki bu koca devi kaç kere indirdim, kaldırdım. Ben deli miyim neyim? Ama sonuçta masaj aletli, ağırlıkları olan, mekik aparatlı, pilates bantı ve twisterlı bir spor kompleksim var artık!
Şu temizlik olayına bayılıyorum...Bir de ben yapmadığım zaman daha bir bayılıyorum :) Ama nedense yine de yoruluyorum. Sanıyorum bu defa biraz fazla dağıtmışım :) Öyle ki Eskişehir seyahatinden sonra hala yerde olan bavulumu bugün kaldırdım ve odanın bilumum yerlerine asılmış gömlek, pantolon ve ceketleri...Ütücüye götürüyorsun gömlekler ve pantolonlar ütüleniyor, ev başka birileri tarafından temizleniyor fakat dağınıklığı başkası toplayamıyor maalesef! Bunu da bir şekilde çözmem lazım :)
Çok sevdiğim koltuklarımı da yıkattım bugün, geldiler bir güzel makineyle köpük köpük yıkadılar, oh miss. Halılar da silindi ve şimdi her şey ıslak :)
Kurusunlar diye kapı, cam açık, müzik açık, benim zihnim açık :)
Filtre kahvemi yudumlarken çok sevdiğim radyo frekansındayım.
İçim rahat, huzurlu bir Pazar akşamı ve sanırım bu defa Pazartesi'ye hazırım...
Çok sevdiğim koltuklarımı da yıkattım bugün, geldiler bir güzel makineyle köpük köpük yıkadılar, oh miss. Halılar da silindi ve şimdi her şey ıslak :)
Kurusunlar diye kapı, cam açık, müzik açık, benim zihnim açık :)
Filtre kahvemi yudumlarken çok sevdiğim radyo frekansındayım.
İçim rahat, huzurlu bir Pazar akşamı ve sanırım bu defa Pazartesi'ye hazırım...
2 gün raporlu olunca evde çok sıkıldım, kaç gündür spor da yapamayaınca kendimi rahatsız hissettim ve attım kendimi dışarı. Hem yürüyüş yapar hem de işlerimi hallederim diye düşündüm. Hava sıcaklığı da fena değildi hani. Çok temiz olmasa da kirli de değildi, çam ağaçları kokusu alamıyordum belki ama arada burnuma dolan balık, döner kokuları da yürüyüşüme renk katıyordu. Arada bazı dükkanlara kısa soluklu uğrasam da Göztepe'ye kadar yürüdüm. Dönüş yolunda ilk durağım elbette Göztepe Mandırası. Halime Teyze ve Hasan Amca'yla lafladık biraz. Hadi bakalım yola devam. Yine kısa süreli dükkan duraklamaları ve tempoyu artırma kararıyla hızlandım, teyzem uğrayacaktı eve dönmem gerek. Hooop telefon çaldı. Teyzoş: Neredesin teyzem? Ben: Güzelyalı'da. Sen? Teyzoş: Kapının önünde. Ben: Bekle hemen geliyorum... Gel gelme, olur olmaz derken -Taksii!! Yürüyüş burada sona erdi, hasta hasta bu kadar yeter di mi?
Teyzoş, annem, Nedime Teyze ile kahve keyfi de yaptık, yarın çalışmak zor gelecek..
Sabah evde çokça fotoğraf çekmiştim, birkaçı burada.
Teyzoş, annem, Nedime Teyze ile kahve keyfi de yaptık, yarın çalışmak zor gelecek..
Sabah evde çokça fotoğraf çekmiştim, birkaçı burada.
Yorgun bir günün sonu, spordan gelinmiş, evde güzel bir masayla karşılaşmaktan daha dinlendirici ne olabilir ki?