Hafta sonu demek; koltuk ve yastıklarla girilen yakın ilişki ile kahvaltı keyfi demek.
Şimdi koskoca 5 iş gününün geçip gitmesini mi bekleyeceğiz yeniden?
Oooofff offf!!!
Pazar günü hava bize çok da iyi davranmayınca ev keyfi mecburi oldu. Oysa ki güneş açacaktı, Alaçatı Uçurtma Festivali'nde olacaktık.
Bu fotoğrafların sorumlusu da o bir türlü açmayan güneş işte.
Ne yapalım bu seferlik böyle olsun dedim, koydum yine de fotoğrafları, affola.
Sabahtan başlayan pankekli kahvaltı keyfi, fırında elma yanında dondurma, ardından üzümlü muffinle bütün gün yeme-içme şeklinde geçti. Gün boyu içilen sayısız çay, latte, üzerine kalkan şarap kadehlerine film arşivimizden 3 film eşlik etti. Ardından yemek siparişi ile yeme içme seansını tamamladık çok şükür.
Bu kadar keyif ve dinlenme sonrası hazır mıyız Pazartesi'ye?!
Yılbaşı, aynı anda çok kişiye hediye vermenin en güzel bahanesi, yok ki bizde şöyle enteresan kutlamalar. Cadılar Bayramı, Paskalya falan ne bileyim.
Arada hediye verme işini yapıveriyorum ben kendi kendime gerçi, nedensiz.
Canım kimlere hediye vermek isterse artık...
Hediye paketlemek için kendime yeni kutlamalar mı yaratsam?
Sanki nedensiz ve zamansız hediye vermeyi daha çok seviyorum.
Evet evet böylesi daha iyi ;)
Dışarıda deli gibi yağmur yağıyor...
Yağsın sözüm yok.
Hatırı sayılır da bir rüzgar var...
Olsun ona da razıyım.
Ama güneş öyle bir gidip bir gelmesin, e mi?
Bu blogda yer alan fotoğrafların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına aykırıdır. Göstermiş olduğunuz ilgi ve anlayış için teşekkürler.
Yaşananlar yoğun, fotoğraflar çok olunca postu yazmak hiç de kolay olmuyor. 3 güne ne çok şey sığmıştı...şimdi hatırımda keyifli mekanlar...